Tabiri diğer ile yapay zeka veya sanal zeka ‘yı kast ettim burada. Cümlenin gelişi “insansız” ile başlayınca az çok nerelerde kullanılacağını da anlamış oluyor insan.

Ülkemizde insansız kelimesi savunma sanayiinde artık çok kullanıldığı ve gündem oluşturduğu için genellikle aklımızda Silah kavramını veya Teknolojik Bir Alet kavramını tetikliyor. Halbuki sadece bu değil.

Yapay zeka kavramı genel itibariyle çalışabilmek ve işlevselleşebilmek adına bir vücuda ihtiyaç duyar. Buna örnek yapay zeka bir robot hizmet etmek için ele ve ayağa ihtiyaç duyar. Burada zekanın hayatımıza dokunabilmesi için bir Vücud kavramı ile karşı karşıya kalıyoruz.

Şimdi İnsansız Akıl kavramının tam oturacağı noktaya değinmek istiyorum. Bir akıl düşünün ki vücuda ihtiyaç duymuyor, tıpkı bir ruh gibi vücuda uyumlu ama daha serbest ve vücuddan bağımsız gezinerek istediği vücuda girip çıkıyor, hatta belki orada kendinin bir kopyasını bırakarak bileşik zeka ile ortak yönetim sağlıyor.

Tabi ki savunma sanayinin geleceğinden bahsediyorum. X bir ülkenin faydası için kodlanmış bir yapay zeka sistemi ve internette serbestçe gezerek tüm cihazlara bulaşarak, uyku modunda tüm cihazların içerisinde admin yetkisini kendine de sağlayarak yapacağı büyük vurgunları bekleyen sabırlı bir zeka kodu.

Örneğin iki ülke savaşa tutuştuğunda; X ülkesinin kodu Y ülkesinin silahlarına, bilgisayarlarına, uydularına veya tüm sistemlerine sızmış şekilde X ülkesinden hiç bir bilgi almasına gerek kalmaksızın kendi aklıyla karar vererek, X ‘e gönderilen bir füzeyi rastgele yakın başka bir koordinata düşecek biçimde değiştirse. Hatta bu garip değişiklikleri bir “kodlama hatası” gibi göstermek için kendisi basit bir algoritma uydursa ve Y ülkesi kendi sistemlerindeki bu hatayı incelediğinde “evet kodlarımız sorunluymuş incelemeye devam etmeliyiz” diyecek kadar inandırabilse… Sadece hayal edin.

Bu silah, vücud ihtiyacı duymayan, belkide kendini oluşturan kod parçacıklarını farklı cdn serverlardan anlık yer değiştirerek tutan veya çalıştığı her türlü vücudun işlemcisinin önbelleğinde tutarak işlerini yürüten minik bir kod olacak.

Peki gerçek olabilir mi bu? Tabi ki ve malesef evet. Yerli silah tasarımı dendiğinde aklımıza ilk gelen tüfek olmamalı artık. Türk mühendisliğinin geldiği nokta dünyayı geçmeli.

Ben bu sistemi yazacak kod bilgisine sahip değilim fakat sanıyorum hiç bir insan bu bilgiye sahip değil çünkü bir bileşik akıl sisteminden bahsediyoruz. Mühendislik işidir, teknoloji işidir, mikroçip işidir, milli bir iştir.